Deprem mi öldürür, iktidar mı?

Bookmark and Share

Dur dur iktidar dedim diye AKP’ye laf sokuyorum zannetme hemen, problem sadece AKP’nin iktidarı döneminden kaynaklanmıyor, Türkiye’nin en eski problemlerinden birisi.

“Deprem öldürmez, bina öldürür” vecizesi maalesef son Van depreminde yaşadığımız ölümleri açıklamak için en doğru kelimeler sanki. Peki neden binalar öldürüyor? Çok basit, işi ciddiye almıyoruz. Peki çözüm ne derseniz? İktidarın mutlak olarak kaçak ve kontrolsüz yapılaşmaya karşı çıkması. Continue reading “Deprem mi öldürür, iktidar mı?” »

Bookmark and Share

Ellerinize ve Yalana Dair / Nazım Hikmet Ran

Bookmark and Share

Bütün taşlar gibi vekarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.

Arılar gibi hünerli, hafif,
sütlü memeler gibi yüklü,
tabiat gibi cesur
ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizleyen elleriniz.

Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.

Ve insanlar, ah, benim insanlarım,
yalanla besliyorlar sizi,
halbuki açsınız,
etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız.

Ve beyaz sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.
insanlar, ah, benim insanlarım,
hele Asyadakiler, Afrikadakiler,
Yakın Doğu, orta Doğu, Pasifik adaları
ve benim memleketlilerim,
yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,
elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
Avrupalım, Amerikalım benim,
uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi,
ellerin gibi tez kandırılır,
kolay atlatılırsın…

İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
antenler yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa rotatifler,
kitaplar yalan söylüyorsa,
beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
dua yalan söylüyorsa,
ninni yalan söylüyorsa,
rüya yalan söylüyorsa,
meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
söz yalan söylüyorsa,
ses yalan söylüyorsa,
ellerinizden geçinen
ve ellerinizden başka her şey
herkes yalan söylüyorsa,
elleriniz balçık gibi itaatli,
elleriniz karanlık gibi kör,
elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
elleriniz isyan etmesin diyedir.

Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

Bookmark and Share

Frank Feldman

Quote

Bookmark and Share

Daha sokağa adımını atar atmaz boş bir taksi bulmayı başardı. Taksiye bindiğinde, şoför: ”Mükemmel zamanlama, aynı Frank gibisin.” dedi. Yolcu ”Kim?” diye sordu. ”Frank Feldman. O her şeyi tam zamanında yapan bir adamdı. Sokağa çıkar çıkmaz hemen taksi bulman gibi şeyleri, Frank Feldman her seferinde başarırdı.”

Yolcu: “Bazen herkesin başının üzerinde şans bulutları dolaşır.” dedi.

Şoför: “Hayır, Frank Feldman’ın durumu öyle değil. O her yönden süper bir adamdı. Katılsaydı teniste Grand Slam’ı kazanırdı. Golf profesyoneliydi. Bir bariton gibi şarkı söyler, bir Broadway sanatçısı gibi dans ederdi. Piyano çalışını duymalıydın. Muhteşem bir adamdı.”

Yolcu; “Kulağa gerçekten özel biriymiş gibi geliyor.” dedi.

Şoför: “Dahası var. Hafızası bilgisayar gibiydi. Herkesin doğum gününü hatırlardı. Şarap hakkında her şeyi, hangi şarapla ne ısmarlayacağını, hangi etin en uygun olacağını bilirdi. Her şeyi tamir edebilirdi. Benim gibi değil. Ben bir sigorta değiştirmeye kalksam, bütün sokağın elektriği gider…”

Yolcu; “Vay be!” dedi, “Önemli biri yani.”

Şoför: “Frank, her zaman en çabuk gidilecek yolları bilir, tıkanıklıklara takılmaz. Benim gibi değil. Ben her zaman trafikte takılırım. Frank, hayatında bir tek hata yapmamıştır. Kadınlara nasıl davranılması gerektiğini, bir kadına kendisini iyi hissettirmeyi bilir. Kadın haksız bile olsa, bir kere bile cevap vermezdi. Giyimine de her zaman özen gösterirdi. Ayakkabıları hep parlardı. Mükemmel bir insandı. Bir tek hata bile yapmamıştır. Hiç kimse onunla karşılaştırılamaz.”

Yolcu: “Muhteşem birine benziyor. Nasıl tanıştın onunla?” diye sordu.

“Frank’la aslında hiç tanışmadım. O şerefsiz ölmüş, ben onun kahrolası dul karısıyla evlendim…!”

Bookmark and Share

Replace “wand” with “wang”, see results, win.

Bookmark and Share

<JonJonB> Purely in the interests of science, I have replaced the word “wand” with “wang” in the first Harry Potter Book

<JonJonB> Let’s see the results…

<JonJonB> ”Why aren’t you supposed to do magic?” asked Harry.

<JonJonB> ”Oh, well — I was at Hogwarts meself but I — er — got expelled, ter tell yeh the truth. In me third year. They snapped me wang in half an’ everything

<JonJonB> A magic wang… this was what Harry had been really looking forward to.

<JonJonB> ”Yes, yes. I thought I’d be seeing you soon. Harry Potter.” It wasn’t a question. “You have your mother’s eyes. It seems only yesterday she was in here herself, buying her first wang. Ten and a quarter inches long, swishy, made of willow. Nice wang for charm work.”

<JonJonB> ”Your father, on the other hand, favored a mahogany wang. Eleven inches. “

<JonJonB> Harry took the wang. He felt a sudden warmth in his fingers. He raised the wang above his head, brought it swishing down through the dusty air and a stream of red and gold sparks shot from the end like a firework, throwing dancing spots of light on to the walls

<JonJonB> ”Oh, move over,” Hermione snarled. She grabbed Harry’s wang, tapped the lock, and whispered, ‘Alohomora!”

<JonJonB> The troll couldn’t feel Harry hanging there, but even a troll will notice if you stick a long bit of wood up its nose, and Harry’s wang had still been in his hand when he’d jumped – it had gone straight up one of the troll’s nostrils.

<JonJonB> He bent down and pulled his wang out of the troll’s nose. It was covered in what looked like lumpy gray glue.

<JonJonB> He ran onto the field as you fell, waved his wang, and you sort of slowed down before you hit the ground. Then he whirled his wang at the dementors. Shot silver stuff at them.

<JonJonB> Ok

<JonJonB> I have found, definitive proof

<JonJonB> that J.K Rowling is a dirty DIRTY woman, making a fool of us all

<JonJonB> ”Yes,” Harry said, gripping his wang very tightly, and moving into the middle of the deserted classroom. He tried to keep his mind on flying, but something else kept intruding…. Any second now, he might hear his mother again… but he shouldn’t think that, or he would hear her again, and he didn’t want to… or did he?

<melusine > O_______O

<JonJonB> Something silver-white, something enormous, erupted from the end of his wang

<JonJonJonB> Then, with a sigh, he raised his wang and prodded the silvery substance with its tip.

<JonJonJonB> ’Get – off – me!’ Harry gasped. For a few seconds they struggled, Harry pulling at his uncles sausage-like fingers with his left hand, his right maintaining a firm grip on his raised wang.

Bookmark and Share

Çözüm yasaklamak değil, eğitimdir.

Bookmark and Share

22 Ağustos’ta başımıza baya ciddi bir filtreleme getiriyorlar bilmem farkında mısınız? Gerçi farkında olmamak için radyo dinlememek, tv seyretmemek falan gerekiyor. Kısaca olan şu; normalde kullandığımız internet hali hazırda filtreli, ve bu filtrelere aile, çocuk, yurtiçi adları altında yeni tarifeler geliyor.

Tarifelerin ne olduğu çok önemli değil, önemli olan devletin hiç bir sorumluluğu olmamasına rağmen böyle bir uygulamaya gitmiş olması. Benim de oğlum var, eğer oğlumu dövsem, hırpalasam, kötü davransam devlet tepeme binmekte haklı derim, ama ne olursa olsun devletin benim oğlumu nasıl yetiştireceğime karışmaya hakkı yok.

Filtrelerle ilgili olarak en çok konuşulan konulardan birisi müstehcenlik. Muzır yasası diye bir yasamız var, ve o kadar yüzeysel bir yasa ki tüm hükümetler tarafından kafalarına göre yorumlanarak uygulanmış bir yasa. Kimisine göre bırak bikinili bir kadın görmeyi, inek memesi bile tahrik edici bulunabilirken[1], bana göre cinsellik boyutuna varmamış her türlü şey müstehcenlikten çok uzak. Muzır yasası da bu kadar yüzeysel olunca ve kişilerin şahsi görüşlerine bırakılınca neler olabileceğini az çok tahmin edersiniz.

Geçen gün Banu Güven ile M. Serdar Kuzuloğlu’nun bir videosunu seyrettim[2]. Serdar kendi sitesinin Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlardan engellendiğinden bahsetti. Sebep te bir şarkının güftesini sitesine eklemesi; Red Hot Chilli Peppers – Californication. Buna kim karar verdi? Nasıl oldu bu iş? Bilen yok.

Daha dün “halk cahil” diyenlere kızanlar, bugün halkı alenen cahil yerine koyarak onları internetin tehlikelerinden korumaya çalışıyorlar. İyi eğitim almış olduğunu düşünen birisi olarak başka birisinin beni “tehlikelerden” korumasına ihtiyacım yok. Kendim yolumu rahatça bulurum merak etmeyin siz.

Bilgisayar kullanıcıları için yüzlerce -mecazi değil- ücretsiz veya ücretli filtreleme programı mevcut. Çocuğunuzun hesabına -hesabı derken? dediğinizi duyar gibiyim- kuruyorsunuz ve program çocuğunuzun abuk subuk sitelere girmesine kolayca engel oluyor. Çocuğunuzun hesabına dedim, evet, şu anda kullandığımız tüm Windows, Linux ve Mac OS işletim sistemleri çok kullanıcılı sistemler. Yani her kullanıcıya ayrı bir hesap ve ayrı bir klasör verirler, böylece aynı bilgisayarı kullanan kişiler birbirlerinden bağımsız olarak çalışabilirler.

Eğer devlet vatandaşının bilgisayar konusunda “cahil” olduğunu düşünüyorsa elinin altındaki muazzam bir imkan olan TRT’yi kullanarak eğitim vermelidir.

Çözüm yasaklamak değil, gelişen modern dünyaya uygun eğitimdir.

[1] Sütaş’ın futbol oynayan ineklerinin şut çekerken memeleri gözüküyor diye yayından kaldırıldığını biliyor muydunuz? Aramızda inek memesinden bile tahrik olabilen insanların olduğunu bilmek tüylerimi diken diken ediyor!

[2] http://www.youtube.com/watch?v=N763Tn2k4aI

Bookmark and Share

Turizmi baltalama yöntemleri

Bookmark and Share

Yelken yapmayı seven ve tekne sahibi birisi olarak Türkiye’de denizciliğe olan bakış açısını yakından takip ediyorum. Kısaca özetlemek gerekirse; öyle bir bakış açısı yok.

Bütün Yunan adalarının en önemli geçim kaynakları balıkçılık, zeytincilik ve turizmdir. Turizm cenneti olduğu iddia edilen ülkemizde yat turizmi sadece bir avuç insan tarafından bilinir ve yapılır. Aslında yabancıların kıyılarımızda yaptığı bu turizm bir çok koyda ciddi bir potansiyel yaratmakta ve bir çok esnaf tarafından takip edilmektedir. Ancak denize yazdan yaza giden yöneticilerimiz hayatı denizde geçenleri dinlemeden, incelemeden, teknelerdeki genel teamüller nasıldır bilmeden başımıza bir “mavi kart” uygulaması çıkarttılar. Continue reading “Turizmi baltalama yöntemleri” »

Bookmark and Share

Kendi reytingini kendin ölç!

Bookmark and Share

Efendim bildiğiniz üzere TR’de bir reyting sistemi mevcut ve herkeste bu konuyu sürekli gündeme getiriyor. Aslında reytingi ölçmek çok basit, illa ki başka kuruluşlara mahkum olmaya gerek yok. Hemen hemen her medya kuruluşu kendi reytingini “canlı” olarak görebilir, hatta medya kuruluşu olmanıza bile gerek yok! Nasıl olduğunu hemen anlatayım;

Bildiğiniz -ya da bilmediğiniz- üzere D-Smart’ların arkasında network bağlantısı bulunuyor. Öncelikle elimizin altında networke bağlı bir sistem olması zaten başlı başına bir nimet! Neden kullanılmadığını anlamıyorum. Gerekli olmadığını biliyorum ama benim D-Smart cihazım her daim internete bağlı, ha kullanıyor mu interneti? Bilmiyorum, ama D-Smart bence bu konudan ciddi anlamda fayda sağlayabilir diye düşünüyorum. Düşünsenize anında reyting ölçeceksiniz! O anda o cihazda ne seyrediliyorsa sizin bilginiz dahilinde olacak. Hatta abartıp anlık ölçüm yapabileceğiniz için hangi reklam seyredilmiş, hangisinde zaplanmış veya hangi saat aralığında hangi kanallar arasında gidip geliniyor, vs.

Yine bilip bilmediğinizi bilmiyorum ama Digiturk’un bazı cihazlarında da aynı şekilde network bağlantısı mevcut. Yukarıda yazdığım D-Smart aynen Digiturk için de geçerli. Onlar da aynı şekilde her türlü bilgiyi toplama imkanına sahipler.

Kullanıcılardan basit bir şekilde muvaffakiyet belgesi aldıktan sonra network bağlantısı olan herhangi bir uydu cihazı ile kendi reyting ölçümünüzü yapmanız ileri derecede basit.

Bugüne kadar neden D-Smart ya da Digiturk’un bu tarz bir işe bulaşmadığını anlamış değilim, ancak kendilerinin yapmadığını illegal de olsa kolayca yapmak mümkün;

Mesela Dreambox’ı ele alalım. Dreambox ilk çıkan network bağlantılı cihazlardan birisi. Bilmediğiniz üzere Dreambox’a bir sunucu ayarlayıp çeşitli kanalları seyredebiliyoruz, tek yaptığı uzaktaki sunucudan seyrettiğiniz kanalın şifresini istemek. Evet, buraya kadar illegal, ancak sunucu sahibi açısından da bulunmaz meta! Herkes kendi isteği ile sizin sunucunuza hangi kanalı seyretmek istediğini bildiriyor, bundan daha iyi ve başarılı bir takip sistemi var mı?

Bookmark and Share

Dave Barry ve kitaplar.

Bookmark and Share

Neyse, önemli değil, James Bond kitaplarından birisini okuyordum, ve anladım ki bir çok kitapta olduğu gibi çok fazla kelime olduğunu fark ettim. Konu tüm James Bond kitaplarında olduğu gibiydi; manyağın birisi dünyayı havaya uçurmaya çalışır, ama James Bond onu ve fedailerini öldürür, ve bir kaç çekici kadınla sevişir. Tamam işte; hepsi 19 kelime. Ama kitabı yazan adam bunu anlatmak için *binlerce* kelime kullanmış.

Veya meşhur Rus alkolik Fyodor Dostoyevsky’nin yazdığı Karamazov Kardeşler’i ele alalım. Konu babalarını öldüren iki kardeş hakkında. Veya belki de sadece bir tanesi babasını öldürmüştür. Hangisi olduğunu anlamak mümkün değil çünkü yaklaşık 1000 sayfa boyunca bu konu hakkında konuşuyorlar. Eğer tüm Ruslar Karamazovlar kadar çok konuşuyorsa, dünyadaki süper güçlerden birisi olmak için nasıl zaman bulduklarını anlamak mümkün değil. Bana Dostoyevsky’nin Karamazov Kardeşler’i  bir Tanrı olup olmadığını sorgulamak için yazdığını söylediler. Neden doğrudan ortaya çıkıp “Tanrı var mı? Bu soru beni çileden çıkartıyor.” demedi ki? Diğer meşhur çalışmaları da bir kaç kelimeyle özetlemek mümkün:

Moby Dick — Dev balinalarla uğraşmayın çünkü doğayı temsil ederler ve sizi öldürürler.

İki Şehrin Hikayesi — Fransızlar delidir.

Dave Barry[1]

[1] Dave Barry komedi dalında yazılar yazan bir yazardır, komedi ve parodiler üzerine kitapları ve romanları bulunmaktadır. http://en.wikipedia.org/wiki/Dave_Barry

Bookmark and Share

Türkler için yine de işe yaramayacak uyarılar!

Bookmark and Share
  1. Banyodaki şofben bacasız çalışmaz. “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  2. Banyo kapısının altında hava girmesi için boşluk olmalı. “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  3. İzolasyon malzemesi olan yerde kaynak yapma. Alev alır.  İzolasyon yaparken, onarım yaparken, elektrik kablosu çekiyorken, kaynak yapıyorken o malzemelerin tutuşabileceğini unutma. “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  4. Lodosta, evde soba yakıyorsan, o uyarı senin için de geçerli. Gece sobanın tam söndüğünden emin olmadan yatma. Baca teper, sobadan gaz sızar ölürsün. “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  5. Hatta lodos esmese de sobaya kömür atıp “sabaha kadar yansın” diye düşünüp yatma. Soba tam yanmaz, gaz sızar, ölürsün. “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  6. Isınmak için dışarda yaktığın mangalı içeri alma, sobanın kovasını çıkarıp odaya, banyoya taşıma. “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  7. “Komşunun yeğeni emniyet kemeri takılı olmadığı için ön camdan fırlayıp kurtulmuş, araba haşat olmuş, kemer takılı olsaymış kesin ölecekmiş” diye anlatıyorlar ya…, inanma, kemerini tak. “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  8. Önde giden araba aniden durabilir, sağa giden araç birden önüne kırabilir. Aslında …bilir bile değil, durur, kırar. Bekle, hazır ol. “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  9. Ormandan topladığın mantarları yeme. “Kaç yıldır biz bunları toplarız yeğen, bişiciikler olmaz,Nesibe Halam öğretti bunları bize” deseler de inanma, flora değişti, yıllardır orada yetişmeyen mantar artık zehirli olabilir. Yeme! “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  10. Deprem olduğunda “tüp patladı sandık”, tüp patladığında “deprem oldu sandık”, bomba patladığında “tüp patladı sandık” deme diyeceğim ama mümkünatı yok bu engellenemez, de, keyfine bak, trafik kazasının görgü tanığı olarak konuşurken, sadece omuzlarını gösteren kadrajda, nasıl heyecanla hiç görmediğimiz arabaları ve yerleri göstererek “o siyah araba tee oradan hızla geldi, şuradan fırladı, aha oraya düştü” diye anlatıyorsan devam et, aynı şekilde anlat.
  11. Hemzemin geçitte bariyerler kapalıysa geçme! “Daha trenin gelmesine çok var, ben şu aradan geçiveririm, ne olacak ki” diye düşünüyorsun ama öyle düşünme. O sırada bir şey olabiliyor. Olabildiği için bu kural konmuş zaten. Bu tarafları sana biraz fazla teknik gelecek, çok kafa yorma üstüne. Yormayacaksın zaten biliyorum da sadece şunu söylemek istiyorum: “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  12. Kuyuya giren çıkmadıysa ve seslenmene rağmen ses vermiyorsa sen de hemen peşinden oraya girme. O nefes alamıyorken senin ne özelliğin var da nefes alacaksın? “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  13. Yüzme bilmiyorsan denize, göle, gölete girme. “Sadece ayaklarımı sokucam”, “Biraz gidip, dönücem” deme. Ayağın kayar, dalga gelir, düşersin, paniğe kapılırsın, boğulursun. “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  14. Boğulan gördüğünde yüzme bilmiyorsan, az biliyorsan, suya atlama. Yüzme bilsen bile tutunulabilecek bir can simidi, bidon, ip, tahta parçası olmadan atlama. Sen de boğulursun. “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  15. Komşundan öğrendiğin ilacı alıp kullanma. “Ben hiç grip olmam, biraz burnum aktı mı iki tane ogment atarım, bi de aspirin, yorganın altına girer terlerim, sabaha bişeyim kalmaz” deme. Doktora git. “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!
  16. Bazı temel fizik kuralları var. Plajda çukur açarken de görebileceğin gibi, bir yeri fazla kazarsan, yandaki toprak çökebilir. Sen de oradaysan toprak “dur be, burada birileri var, göçmeyeyim” demez, göçer! “Birşey olmaz abi” diyorlar ya, hah, işte ona inanma! Olur!

Bunları paylaştığı için Hakan Erim’e çok teşekkür ederim!

Bookmark and Share