RSS Feed

Author Archive

  1. Bir sürü mail nasıl gönderilir

    Mayıs 17, 2012 by Omer

    Bookmark and Share

    Bir arkadaşım bana bir maili birden çok adrese nasıl gönderebileceğini sordu, bende kısaca aşağıdaki kodu yazdım;

    <?php
    /*
     * Zaman sınırını 0 yaparak programın kendi isteğimiz dışında
     * durdurulmasını engelliyoruz.
     */
    set_time_limit(0);
    
    $fromName = "Uzuner Muzuner"; // Kimden
    $fromAddress = "muzmehmet@gmail.com"; // Kimden Adresi
    $replyTo = "muzmehmet@gmail.com"; // Cevap nereye gelsin
    $confirmRead = "muzmehmet@gmail.com"; // Okundu mesajları nereye dönsün
    
    $konuBasligi = "test mesajı"; // Konu Başlığı
    $icerik = "<html><body>.....</body></html>"; // HTML bir mail yarat.
    
    /*
     * Şuradan indirebilirsin;
     * http://code.google.com/a/apache-extras.org/p/phpmailer/
     */
    require("class.phpmailer.php");
    $mail = new PHPMailer();
    $mail->CharSet = "UTF-8";
    
    /*
     * SMTP Ayarları, kendi ayarların ile değiştirmen gerekiyor.
     */
    $mail->IsSMTP(1);
    $mail->SMTPDebug = 2;
    $mail->SMTPAuth = 1;
    $mail->Host = "mail.yourdomain.com"; // SMTP Sunucu Adresi
    /*
     * TTNet 25. portu kapatıyor, eğer scripti lokalde çalıştıracaksan
     * 587 ile değiştirmek isteyebilirsin, eğer GMail üzerinden göndereceksen
     * 993 veya 965 gibi bir porta bağlanman gerekecek, ancak GMail
     * SSL bağlantısı istiyor, daha önce kullanmadım, sıkıntı çıkartır mı
     * bilemiyorum.
     */
    $mail->Port = 25;
    $mail->Username = "muzmehmet@gmail.com"; // Kullanıcı Adı
    $mail->Password = "sifreMifre"; // Şifre
    
    /*
     * Hata mesajları dili, Türkçe olması lazım, dosyalara bakarsın.
     */
    $mail->SetLanguage("en", PATH."/engine/phpmailer/language/");
    
    $mail->Subject = $konuBasligi;
    /*
     * HTML mail göndereceksek IsHTML(1), göndermeyeceksek IsHTML(0)
     */
    $mail->IsHTML(1);
    $mail->Body = $icerik;
    $mail->AltBody = strip_tags($icerik);
    
    $mail->SetFrom($fromAddress, $fromName);
    $mail->AddReplyTo($replyTo);
    $mail->ConfirmReadingTo = $confirmRead;
    
    /*
     * Buradan sonrası dosya işlemleri. Her email adresini dosyada ayrı bir
     * satıra yazmak gerekiyor. Dosya ebatlarının sınırı hakkında bir fikrim
     * yok, ama daha çok PHP'nin hafıza limiti kadar olur diye tahmin
     * ediyorum. O da yaklaşık 128MB falan olması lazım.
     */
    $adresler = file("adresListesi.txt"); // Her adres ayrı satırda olacak.
    foreach ($adresler as $adres) {
        $mail->AddAddress($adres);
        if ($mail->Send()) {
            echo $adres." -> OK!\n";
        } else {
            echo $adres." -> Bir hata oluştu -> ".$mail->ErrorInfo."\n";
        }
        $mail->ClearAllRecipients();
    }
    ?>

    daha sonra bu scripti mail.php olarak kaydedin. Yanına adresListesi.txt dosyasını da koyduktan sonra ister browserdan, isterseniz komut satırından

    php-cgi mail.php
    

    komutunu vererek çağırabilir ve kullanabilirsiniz.

    Spam yapmanın yeni yasa ile *cezaya tabi* olduğunu hatırlatır, sadece size izin vermiş kişilere mail atmanızı rica ederim!

    Incoming search terms:

    • php nasil mail gönderilir
    • sürü mail
    Bookmark and Share

  2. Yeni başlayanlar için ‘Cunda’, Bölüm 2

    Nisan 9, 2012 by Omer

    Bookmark and Share

    Yıllar önce “Yeni başlayanlar için ‘Cunda’” diye bir yazı yazmıştım, sanıyorum baya ilgi gördü ki ne zaman Cunda hakkında bir şey Googlelasam karşıma çıkıyor. O yazıyı yazdığım yıldan beri Cunda’ya gitmemiştim, ta ki geçtiğimiz haftasonuna kadar. Cunda geçen yıllar içerisinde çok olmasa da bayaa bir değişime uğramış. Öncelikle eğer Cunda’ya ilk defa gelecekseniz genel bir fikir edinmeniz açısından daha önce yazdığım yazıyı okumanızda fayda var. Devamı için ise buradan buyrun…

    (daha fazla…)

    Incoming search terms:

    • adabeyi buğulama
    • cunda hakkında
    • cunda kalınabilecek yer
    • cunda yemek
    • cundanın en iyi
    • cundaya gittim
    • moshinos otel cunda yer
    • moshinos otel cunda yorum
    Bookmark and Share

  3. Elle değil gözle seçiniz

    Nisan 9, 2012 by Omer

    Bookmark and Share

    Çok sevdiğim bir arkadaşımın yazısını aşağıda bulabilirsiniz, bayaa ciddi konulara değinmiş. Kendisini direkt okumak isterseniz adresi http://grumpylemon.blogspot.com, takip ederseniz sevinirim. Yazının orijinalini http://grumpylemon.blogspot.com/2012/04/elle-degil-gozle-seciniz.html adresinden okuyabilirsiniz.

    Sözüm meclisten dışarı…

    Bir kadının neyi, niye neden beğendiğini öğrenmenin bilinen hiç bir yolu yok bilesiniz.
    Zira ne geçmişte yaptığı seçimler size yol gösterir, ne de bugün yaptığı seçimler size gelecek hakkında ipucu verir…

    (daha fazla…)

    Incoming search terms:

    • elle değil
    Bookmark and Share

  4. Hepimiz veriyiz, hepimiz malız!

    Şubat 29, 2012 by Omer

    Bookmark and Share

    Evet, internet ortamında hepimiz birer veriyiz. Şu anda bunu okuyan kişi, sen de artık bir veri oldun. Nasıl mı? Şu anda hangi işletim sisteminde, hangi tarayıcı ve hangi Google araması ile siteme geldiğini biliyorum. Bütün verileri dikkatlice toplayıp, sana ve sana benzeyenlere daha iyi şeyler sunabilmek için tüm verileri dikkatlice inceliyorum.

    (daha fazla…)

    Incoming search terms:

    • yapılmamış bir proje lazım bana
    Bookmark and Share

  5. Kamu Hizmetkârı vs Devlet Memuru

    Şubat 20, 2012 by Omer

    Bookmark and Share

    Bugün bir devlet dairesine işim olduğu için gittim ve benden bir dilekçe istediler. Neyse efendim, aldım beyaz kağıdı, elime de kalemi yazdım çizdim, imzalayıp arkadaşa uzattım. “Olmamış” dedi, hayırdır diye sordum, “sen rica edemezsin, arz edebilirsin” dedi, üzerini çizip “arz ederim” yazarak dilekçemi aldı.

    Aslında büyük kavga çıkaracaktım, ama dua etsin ki işim acele idi. Bu yazının amacı “devlet mi vatandaş için, yoksa vatandaş mı devlet için var” sorusunun yanıtını aramak değil. Teorik olarak bu sorunun yanıtı zaten belli; devlet vatandaş için vardır, ortada vatandaş olmazsa zaten devletin anlamı da yoktur.

    Dönelim konumuza; arz etmek ile rica etmenin farkı. Astlar üstlerine arz eder, üstler ise astlarına rica eder. Dilekçedeki arz/rica farkının en basit açıklaması budur. Ben vatandaş olarak bir kuruma yazı yazıyorsam “rica ederim”, çünkü o kurum benim işimi yapmakla mükelleftir ve yapacaktır. Eğer bir devlet memuru beni “hayır, sen rica edemezsin” diye durduruyorsa orada ciddi bir problem var demektir.

    Bu durum ne zaman düzelir biliyor musunuz? Bizdeki devlet memurları, memurluklarından kurtulup başlıkta da yazdığım gibi birer “kamu hizmetkârı” oldukları zaman biter. ABD veya İngiltere’ye gittiğinizde devlet memurları ile karşılaşmazsınız, çünkü yoktur. Oralarda devlet memuruna devlet memuru değil, “kamu hizmetkârı” denir ve doğrusu da budur, çünkü bu ülkelerde devlet vatandaş için vardır, ve vatandaşı için çalışır, vatandaş devleti için değil.

    Incoming search terms:

    • arz rica farkı
    • amerika devlet memur
    • devlet vatandaşa rica arz
    • kamunun hizmetkarıdır
    • patrona rica arz
    • son destan hizmetkar özellikleri
    • vatandaş dilekçe cevap yazısı arz rica
    Bookmark and Share

  6. Deprem mi öldürür, iktidar mı?

    Ekim 27, 2011 by Omer

    Bookmark and Share

    Dur dur iktidar dedim diye AKP’ye laf sokuyorum zannetme hemen, problem sadece AKP’nin iktidarı döneminden kaynaklanmıyor, Türkiye’nin en eski problemlerinden birisi.

    “Deprem öldürmez, bina öldürür” vecizesi maalesef son Van depreminde yaşadığımız ölümleri açıklamak için en doğru kelimeler sanki. Peki neden binalar öldürüyor? Çok basit, işi ciddiye almıyoruz. Peki çözüm ne derseniz? İktidarın mutlak olarak kaçak ve kontrolsüz yapılaşmaya karşı çıkması. (daha fazla…)

    Incoming search terms:

    • deprem öldürmez binalar öldürür ile ilgili karikatürler
    • deprem degil bina öldürür sözü ne demektir kısa acıklama
    Bookmark and Share

  7. Ellerinize ve Yalana Dair / Nazım Hikmet Ran

    Ekim 21, 2011 by Omer

    Bookmark and Share

    Bütün taşlar gibi vekarlı,
    hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
    bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
    ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz.

    Arılar gibi hünerli, hafif,
    sütlü memeler gibi yüklü,
    tabiat gibi cesur
    ve dost yumuşaklıklarını haşin derilerinin altında gizleyen elleriniz.

    Bu dünya öküzün boynuzunda değil,
    bu dünya ellerinizin üstünde duruyor.

    Ve insanlar, ah, benim insanlarım,
    yalanla besliyorlar sizi,
    halbuki açsınız,
    etle, ekmekle beslenmeye muhtaçsınız.

    Ve beyaz sofrada bir kere bile yemek yemeden doyasıya,
    göçüp gidersiniz bu her dalı yemiş dolu dünyadan.
    insanlar, ah, benim insanlarım,
    hele Asyadakiler, Afrikadakiler,
    Yakın Doğu, orta Doğu, Pasifik adaları
    ve benim memleketlilerim,
    yani bütün insanların yüzde yetmişinden çoğu,
    elleriniz gibi ihtiyar ve dalgınsınız,
    elleriniz gibi meraklı, hayran ve gençsiniz.

    İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
    Avrupalım, Amerikalım benim,
    uyanık, atak ve unutkansın ellerin gibi,
    ellerin gibi tez kandırılır,
    kolay atlatılırsın…

    İnsanlarım, ah, benim insanlarım,
    antenler yalan söylüyorsa,
    yalan söylüyorsa rotatifler,
    kitaplar yalan söylüyorsa,
    beyaz perdede yalan söylüyorsa çıplak baldırları kızların,
    dua yalan söylüyorsa,
    ninni yalan söylüyorsa,
    rüya yalan söylüyorsa,
    meyhanede keman çalan yalan söylüyorsa,
    yalan söylüyorsa umutsuz günlerin gecelerinde ayışığı,
    söz yalan söylüyorsa,
    ses yalan söylüyorsa,
    ellerinizden geçinen
    ve ellerinizden başka her şey
    herkes yalan söylüyorsa,
    elleriniz balçık gibi itaatli,
    elleriniz karanlık gibi kör,
    elleriniz çoban köpekleri gibi aptal olsun,
    elleriniz isyan etmesin diyedir.

    Ve zaten bu kadar az misafir kaldığımız
    bu ölümlü, bu yaşanası dünyada
    bu bezirgan saltanatı, bu zulüm bitmesin diyedir.

    Incoming search terms:

    • Nazım Hikmet yalanla “Ah benim insanlarım
    • www serbestcagrisim com
    Bookmark and Share

  8. Rodos, Türkler ve insan olmak.

    Eylül 6, 2011 by Omer

    Bookmark and Share

    Bayram tatilinde oğlum, eşim ve ben Rodos’a gittik. Oğlum henüz 9 aylık ve daha önce de oğlumla beraber yurtdışına gittiğimiz için -İngiltere-, yurtdışında bizi neler beklediğinin gayet bilincinde gittik. (daha fazla…)

    Incoming search terms:

    • rodos türkleri
    • rodos turkler
    • katamaran marmaristen rodosa
    • rodos\a ilk türkler nereden gitti
    • rodosta duty free
    • rodosa pasaport gereklimi
    • rodosa giderken pasaport gerekli mi
    • rodos türkleri nereden geldi
    • rodos türkleri nereden
    • rodos da türkler
    Bookmark and Share

  9. Frank Feldman

    Temmuz 13, 2011 by Omer

    Bookmark and Share

    Daha sokağa adımını atar atmaz boş bir taksi bulmayı başardı. Taksiye bindiğinde, şoför: ”Mükemmel zamanlama, aynı Frank gibisin.” dedi. Yolcu ”Kim?” diye sordu. ”Frank Feldman. O her şeyi tam zamanında yapan bir adamdı. Sokağa çıkar çıkmaz hemen taksi bulman gibi şeyleri, Frank Feldman her seferinde başarırdı.”

    Yolcu: “Bazen herkesin başının üzerinde şans bulutları dolaşır.” dedi.

    Şoför: “Hayır, Frank Feldman’ın durumu öyle değil. O her yönden süper bir adamdı. Katılsaydı teniste Grand Slam’ı kazanırdı. Golf profesyoneliydi. Bir bariton gibi şarkı söyler, bir Broadway sanatçısı gibi dans ederdi. Piyano çalışını duymalıydın. Muhteşem bir adamdı.”

    Yolcu; “Kulağa gerçekten özel biriymiş gibi geliyor.” dedi.

    Şoför: “Dahası var. Hafızası bilgisayar gibiydi. Herkesin doğum gününü hatırlardı. Şarap hakkında her şeyi, hangi şarapla ne ısmarlayacağını, hangi etin en uygun olacağını bilirdi. Her şeyi tamir edebilirdi. Benim gibi değil. Ben bir sigorta değiştirmeye kalksam, bütün sokağın elektriği gider…”

    Yolcu; “Vay be!” dedi, “Önemli biri yani.”

    Şoför: “Frank, her zaman en çabuk gidilecek yolları bilir, tıkanıklıklara takılmaz. Benim gibi değil. Ben her zaman trafikte takılırım. Frank, hayatında bir tek hata yapmamıştır. Kadınlara nasıl davranılması gerektiğini, bir kadına kendisini iyi hissettirmeyi bilir. Kadın haksız bile olsa, bir kere bile cevap vermezdi. Giyimine de her zaman özen gösterirdi. Ayakkabıları hep parlardı. Mükemmel bir insandı. Bir tek hata bile yapmamıştır. Hiç kimse onunla karşılaştırılamaz.”

    Yolcu: “Muhteşem birine benziyor. Nasıl tanıştın onunla?” diye sordu.

    “Frank’la aslında hiç tanışmadım. O şerefsiz ölmüş, ben onun kahrolası dul karısıyla evlendim…!”

    Incoming search terms:

    • frank feldman
    Bookmark and Share

  10. Replace “wand” with “wang”, see results, win.

    Temmuz 11, 2011 by Omer

    Bookmark and Share

    <JonJonB> Purely in the interests of science, I have replaced the word “wand” with “wang” in the first Harry Potter Book

    <JonJonB> Let’s see the results…

    <JonJonB> ”Why aren’t you supposed to do magic?” asked Harry.

    <JonJonB> ”Oh, well — I was at Hogwarts meself but I — er — got expelled, ter tell yeh the truth. In me third year. They snapped me wang in half an’ everything

    <JonJonB> A magic wang… this was what Harry had been really looking forward to.

    <JonJonB> ”Yes, yes. I thought I’d be seeing you soon. Harry Potter.” It wasn’t a question. “You have your mother’s eyes. It seems only yesterday she was in here herself, buying her first wang. Ten and a quarter inches long, swishy, made of willow. Nice wang for charm work.”

    <JonJonB> ”Your father, on the other hand, favored a mahogany wang. Eleven inches. “

    <JonJonB> Harry took the wang. He felt a sudden warmth in his fingers. He raised the wang above his head, brought it swishing down through the dusty air and a stream of red and gold sparks shot from the end like a firework, throwing dancing spots of light on to the walls

    <JonJonB> ”Oh, move over,” Hermione snarled. She grabbed Harry’s wang, tapped the lock, and whispered, ‘Alohomora!”

    <JonJonB> The troll couldn’t feel Harry hanging there, but even a troll will notice if you stick a long bit of wood up its nose, and Harry’s wang had still been in his hand when he’d jumped – it had gone straight up one of the troll’s nostrils.

    <JonJonB> He bent down and pulled his wang out of the troll’s nose. It was covered in what looked like lumpy gray glue.

    <JonJonB> He ran onto the field as you fell, waved his wang, and you sort of slowed down before you hit the ground. Then he whirled his wang at the dementors. Shot silver stuff at them.

    <JonJonB> Ok

    <JonJonB> I have found, definitive proof

    <JonJonB> that J.K Rowling is a dirty DIRTY woman, making a fool of us all

    <JonJonB> ”Yes,” Harry said, gripping his wang very tightly, and moving into the middle of the deserted classroom. He tried to keep his mind on flying, but something else kept intruding…. Any second now, he might hear his mother again… but he shouldn’t think that, or he would hear her again, and he didn’t want to… or did he?

    <melusine > O_______O

    <JonJonB> Something silver-white, something enormous, erupted from the end of his wang

    <JonJonJonB> Then, with a sigh, he raised his wang and prodded the silvery substance with its tip.

    <JonJonJonB> ’Get – off – me!’ Harry gasped. For a few seconds they struggled, Harry pulling at his uncles sausage-like fingers with his left hand, his right maintaining a firm grip on his raised wang.

    Bookmark and Share