Deriden’den eşşek yüküyle para vererek bir çift Timberland trekking ayakkabısı alma gafletine düştüm.
Maceramız ayakkabımın altından bir parçanın sarktığını farketmemle başladı. Ayakkabıyı alalı topu topu 3 -üç- ay olduğu için aldığım ayakkabıları satın aldığım Deriden mağazasına götürdüm ve ayakkabının tabanıyla ilgili bir problemim olduğunu ve bunu nasıl çözebileceğimi sordum. Arkadaşlarda ayakkabıları İstanbul’daki merkezlerine göndereceklerini ve en çok iki hafta, ama genelde bir hafta içerisinde bir cevap geldiğini belirttiler.
devamını oku…
Şirkette kullandığımız MySQL destekli Postfix ve Dovecot kurulumunun nasıl yapıldığı konusunda sürekli mailler alıyorum, kısaca nasıl olduğunu anlatacağım. Bu kopyala yapıştır bir anlatımdır, ve linux altında dosyaları nasıl düzenlemeniz gerektiği, ya da MySQL ile nasıl bir veritabanı yaratıp, nasıl işletileceği konularına hakim olmanız gerekiyor. Yazının ilerleyen kısımlarında da açıkladım, ama kurulumdan önce bilmeniz gereken en önemli şey bu sunucu kurulumunda /home klasörü ayrı bir bölümdedir, böylece sistemdeki arızalardan en az etkilenir.
devamını oku…
Categories: Internet, Linux, Yeni Başlayanlar İçin Tags: Amavis, ClamAV, debian, dovecot, Internet, Linux, MySQL, postfix, Spamassassin, ubuntu, Yeni Başlayanlar İçin
Sistemimi alpha3 yayınından itibaren Ubuntu Karmic Koala’ya upgrade ettim, ve sorunlarım başladı. Şu anda stabil sürümü yayınlanmış durumda, ama maalesef herşey beklediğim gibi gitmiyor. Öncelikle stabile geçer geçmez tüm updateler durdu, problemli programlar var ve bunlarla ilgili bir şey yapılmıyor. Özellikle 64bit kullanıcısı iseniz upgrade etmek yerine temiz kurulum yapmanızı tavsiye ederim, her ne kadar Linux’a geçtikten sonra format olayını rafa kaldırmış olsam da, maalesef Karmic Koala’da bir değişiklik yapıp format atmak zorunda kaldım.
Bunun yanında bazı programlar dediğim gibi çok düzgün çalışmıyor, eğer Karmic Koala’yı İngilizce dışında herhangi bir dille kullanıyorsanız Gwibber gibi bazı programları kullanmayı unutun, çünkü çalışmıyor. Çalıştırmak istiyorsanız her seferinde LC_ALL=C gwibber komutu ile çalıştırmanız gerekiyor, bu da gayet sinir bozucu. Bunun yerine Firefox’a yoono eklentisini kurdum, emin olun daha iyi bir çözüm oldu, ama tabi her şeyi eklentiyle çözebilmek söz konusu değil, ayrıca bazı screenletlerim de çalışmıyor. CPU sıcaklığını görmesem de olur, önemli değil ama alışkanlık işte.
Görsellik konusunda diyecek hiç bir şeyim yok, bence mükemmeli bulmuşlar, ancak Linus Torwalds’ın lafını da unutmuyor değilim; neden Gnome konusunda ısrar ettiklerini anlamıyorum. KDE4 ile müthiş bir görsellik geleceği kesin, ve Pardus özellikle bu görselliğin hakkını gerçekten veriyor, ama paket sayısı ve alışkın olduğum programların olmaması biraz dert, o yüzden Pardus kullanmayı çok istememe rağmen bir türlü geçmeye elim gitmiyor.
Bu test bu aralar bloglar arasında sıkça dolaşıyor, bende stumble ederken denk geldim. Test kısaca şöyle; yeni askerlere yukarıdaki resimler gösteriliyor ve resimlerde görülen rakamları okuyup okuyamadıkları soruluyor, ve bu sonuçlara göre askerlerde görülen psikolojik sonuçların sınıflandırması şöyle; devamını oku…
Bugün mali müşavirimizle ufak bir atışma yaşadık, sebebi de şu; Windows makinesi çöktü ve tekrar kurulması gerekiyordu, bende kendisine abi bununla uğraşmayalım nasıl olsa terminal ile bağlanıp çalışıyorsun, gel şu makineyi Ubuntu yapalım dedim. Demez olaydım, bir ton atıştık durduk, surat yapması da cabası. devamını oku…
Boş vakit bulunca gnome-look.org’dan Gnome masaüstüm için bir kaç tema, arka plan falan bakayım dedim ama siteye girince gerçekten şaşırdım. İnsanlar sürekli bir ‘vista look‘ peşinde. Ya kardeşim; bu Gnome. Adam Vista kullanmak istese zaten Vista kullanır, neden Gnome’u da Vista’ya benzetmeye çalışıyorsun anlamıyorum ki?
Bu otu boku Vista’ya benzetme sevdası lütfen artık bitsin, Gnome ve Linux’un başlı başına ayrı bir konu olduğunu anlayın artık.
Bu yazı internette okuduğum ve çok hoşuma giden bir dizi yazıdan bir tanesinin Türkçe tercümesi. Tam olarak anlayabilmek için biraz Unix ve Linux konusuna aşina olmak gerekiyor. Master Foo ile Acemi arasında geçen bu konuşma neden Linux’ta herhangi bir anti virüs ve benzeri programların kullanılmadığını açıklıyor.
Bir zamanlar Üstad’ın dizinin dibinde bir çok şey öğrenmiş olan bir acemi bir şeylerin eksik olduğunu hissetti. Bir süre düşünceleri hakkında meditasyon yaptı ve sonunda Üstad’a aklındaki soruları danışmak için yaklaştı.
“Üstad Foo” dedi, “neden Unix kullanıcıları hiç antivirüs programları kullanmıyorlar? Ya da defragment programları? Ya da kötü amaçlı yazılım temizleyicileri?” devamını oku…
Bu yazı internette okuduğum ve çok hoşuma giden bir dizi yazıdan bir tanesinin Türkçe tercümesi. Tam olarak anlayabilmek için biraz Unix felsefesini tanımak gerekiyor, zaten Master Foo ile MCSE arasında geçen konuşma da tam bu felsefeyi açıklıyor.
Bir gün meşhur bir Windows sistem yöneticisi Üstad Foo’ya geldi ve ona şunu söyledi; “Duydum ki sen çok güçlü bir Unix ustasısın. Gel sırlarımızı paylaşalım, böylece her ikimizde bir şeyler kazanırız“.
Üstad Foo şöyle cevap verdi; “Bilgeliği arıyor olman güzel bir şey, ama Unix felsefesinde sır diye bir şey yoktur“. devamını oku…
Bugün kuzenim Doruk’la -benden daha bir akvaryum hastası- oturup bir dış filtre çalışması yaptık, amacımız Doruk’un büyük akvaryumunu idare edebilecek bir dış filtre yapmak idi, bir kaç araştırma ve pratik alet edevat ve parça ile en ucuza nasıl mal edebileceğimizi araştırarak işe giriştik. 30 litre olmasının sebebi ana su kabı olarak kullandığımız çemberli varilin kapasitesinin 30 litre olmasından kaynaklanıyor. devamını oku…